Uçmak İçin Bir Ömür: Vehici Hürkuş

Tarihler 1917 yılını gösterdiğinde Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’nda tutulduğu esir kampından Azerilerin yardımıyla yüzerek kaçan ve oradan Erzurum’a yürüyerek gelmişti. Onun adı Tayyerici Vecihi’ydi. Türkiye’nin ilk uçak tasarımcısı ve üreticisi ilk Türk özel havayolu şirketini kuran Vecihi Hürkuş ölümünün 50. yıl dönümünde saygıyla anılıyor.

Dünya uçaklarla tanışalı daha 10 yılı bulmamışken Vecihi, Kafkas cephesi 7. Bölük tayyericisi sıfatıyla Rusları bombalıyordu. Bir düşman uçağını düşürmüş, havada uçak avlamayı başaran ilk pilotumuz olarak tarih defterine adını altın harflerle yazdırmıştı.

Sonraki bir hava savaşında hasar alan uçağını yere indirmeyi başarmış, esir alınacağını anlayınca uçağını tereddütsüz ateşe vermişti.

ABD’de Bill Boeng adlı maceraperestin ‘BlueBill’ adını verdiği uçağıyla ilk uçuşunu yapıp Boeing şirketini kurmasının üzerinden henüz 1 yıl geçmişti. Vecihi şişmiş ayaklarıyla perişan halde Erzurum’a vardığında Amerikalı Bill, arkasına devletin desteğini de almış muhtemelen omuzlar üzerindeydi. 

Vecihi’nin kafasında uçak projeleri vardı ; fakat elinde motor yoktu. 1922’de İzmir’de havaalanını basıp Yunan uçaklarını kaçırdı. Bazılarının motorlarına TSK adına el koydu. Bu motorlardan birini kullanarak atölyesinde gece gündüz çalışıp imal ettiği özgün tasarım uçağıyla havalandığında tarihler 28 Ocak 1925’i gösteriyordu. Yere indiğinde Vecihi’den uçuş sertifikası istediler. Tabi ki elinde böyle bir belge yoktu. “Heyeti oluşturun, sertifika verin” dedi. “ Belge verecek uzman yok” dediler. İzinsiz uçtuğu için aldığı ceza bir yana, uçağına da devlet el koymuştu. 

Türkiye’ye dönen Vecihi uçağıyla bir süre posta taşıyıp kargoculuk yaptı, ama ödeneği bir süre sonra kesildi. Vecihi ödeneğin kesileceğini hiç tahmin etmemişti. Mücadeleye devam kararı veren Vecihi Hürkuş, daha sonra Türk Sivil Tayyare Mektebi’ni kurdu. Nuri Demirağ’ın bağışlarıyla birkaç uçak daha yaptı. Mektepte birçok genç başarılı pilot yetiştirdi fakat Vecihi’nin yetiştirdiği pilotların diplomalarına hiçbir devlet kurumu denklik vermedi.

 

TSK’dan istifa edip Türk Tayyare Cemiyeti’ne geçti. Milletin yardımlarıyla uçak alıp pilot yetiştirme hevesindeydi. Cemiyet kısa süre sonra dağıldı. Vecihi ortada kaldı ama hayalleri halen devam ediyordu. 1926’da Almanlarla ortak uçak üretmek için Kayseri’ye tesis yapıldı. Türkiye, Junkers firmasıyla motor da imal edecek, senede 250 uçak hangardan çıkacaktı. Tayyare ve Motor Türk Anonim şirketi ’TOMTAŞ’ böyle kuruldu. Pilot Vecihi, Berlin’le Kayseri arasında mekik dokuyordu. 

Büyük umutlarla başlanan proje, Alman hükümetinin desteğini çekmesi ve Ankara’nın da sırt çevirmesiyle akim kaldı. TOMTAŞ, 2 yıl içinde çöktü. TSK’ya geri dönmekten başka çaresi kalmayan Vecihi, her şeye rağmen vazgeçmiyordu. 1930 yazında ücretsiz izin alıp Kadıköy’de kiraladığı bir keresteci dükkanında iki kişilik uçağı yapmayı başardı. İstanbul-Fikirtepe’den  havalanıp Ankara’ya kadar uçtu. Uçuş sertifikası için başvurduğu İktisat Bakanlığı’ndan ret cevabı aldı. Uçağını parçalara bölüp trenle Çekoslovakya’ya götürdü. Prag’da tekrar monte edip havalandığı için Çeklerden sertifika alabildi. Mayıs 1931’de Türkiye’ye uçağıyla, sertifikasıyla döndü Vecihi.

Hal böyle olunca Vecihi büyük umutlarla açtığı okulu kapatmak zorunda kaldı, Almanya’ya gitmeye karar verdi.  Almanya’da uçak mühendisliği diplomasını 2 yılda alarak büyük bir başar kaydetti.  Ankara’ya gelip çalışma ruhsatı istese de red yedi. Yine de yılmadı arkadaşlarıyla şirket kurdu, borç buldu, uçak edindi havadan broşür atarak reklamcılık yaptı. 8 adet uçak satın alıp Hürkuş Hava Yolları’nı kurdu. Bölgesel uçuşlar dahi yasaklanınca borçlarını ödemeyip zor duruma düştü. Yokluk içinde vefat eden Vecihi yaşamı boyunca vazgeçmediği tutkusuyla, azmiyle halen hatırlanıyor.

Kaynak: https://www.gzt.com/dunya-politika/ucus-tutkusuyla-gecen-bir-omur-vecihi-hurkus-3014615

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir